ENNEAGRAM’ IN TARİHÇESİ

İlk kökenleri M.Ö. 2500’ lü yıllara dayanan, yazılı kaynaklarda bulunmayan ve yüz yıllar boyu sözlü gelenek ile taşınan otantik Enneagram’ ın tasavvufî temellere dayandığı, Orta Asya ve Anadolu sufizmi ile şekillendiği düşünülmektedir.

Enneagram şeması, bir olayın başlangıcından itibaren, maddi dünyadaki tüm aşamaların gelişim sürecini belirlemek amaçlı kullanılan dokuz-köşeli bir yıldız- poligon şeklidir.

Günümüzde bilinen hali ile Enneagram öğretisi ise, tasavvufi temellere dayanmakla birlikte, özellikle batılı bilim adamlarının son yüzyılda bilimsel bir zemine oturtarak geliştirdikleri, özellikle de psikoloji ve psikiyatri alanları ile etkileşime girmiş bir kişilik tespit ve kişisel gelişim modeline dönüşmüştür.

Enneagram’ ın özellikle farklı kişilik tiplerini kategorize eden ve özelliklerini açıklayan çağdaş versiyonunun oluşmasına en büyük katkıyı Bolivya’ lı bir psikolog olan Oscar Ichazo yapmıştır. Bu bağlamda, Batıya Otantik Enneagram’ ı Gurdjieff’ in, modern Enneagramı’ ı ise Gurdjieff’ in öğretilerinden yola çıkan ve çok önemli katkılar sağlayan Ichazo’ nun taşıdığını söylemek hatalı olmayacaktır. 1950’ lerden bu yana benlik ve benlik takılmaları üzerine çalışan Oscar Ichazo, Şili’ de Arica şehri yakınlarında kurmuş olduğu merkezde, insanın zihinsel, duygusal ve sezgisel bölümlerini geliştiren eğitimler vermekteydi. Öğrencileri John Lilly ve Joesph Hart tarafından yazılan “Kişilik Ötesi Psikolojiler” kitabında, Arica’ daki eğitim üzerine yazılan bir yazı içinde ilk defa dokuz kişilik tipi ve onların özelliklerinden bahsedilmiştir. Ichazo’ nun en büyük başarısı ise bu tipleri dokuz köşeli yıldız üzerinde doğru bir şekilde yerleştirmesi olmuştur. Ichazo, daha sonra Amerika’ ya gitmiş ve burada dünyaca ünlü Arica Enstitüsü’ nü kurmuştur. Helen Enneagram’ a katkıda bulunmaya devam etmektedir. Ancak Enstitü’ nün tek odağı Enneagram değildir. Burada pek çok farklı öğreti ve gelişim modeli ele alınmaktadır.

Ichazo ile Şili’ de birlikte çalışmış olan ve çağdaş Enneagram’ ın oluşmasına çok büyük katkılarda bulunan psikiyatrist Claudio Naranjo, Ichazo’ nun çalışmalarına farklı yönlerden yenilikler getirmiş ve Enneagram’ı Batı’nın psikoloji bilimi ile uyumlu hale getirmeye çalışmıştır. Ichazo’ nun dokuz tipini Batı psikolojisindeki kişilik tanımları ve çalışmaları ile örtüştürerek, Enneagram’ a yeni bir boyut kazandırmıştır. Ichazo’ nun Enneagram tipolojilerine ilişkin olarak psikoloji terminolojisinde henüz yer almayan bir betimleme dili kullanmış olması ve tiplerin karakteristik özelliklerinden yalnızca baskın olan bir tanesi üzerinde durmuş olması, Naranjo’ yu bu eksiklikleri giderme yoluna itmiştir. Naranjo’ nun Enneagram’ a yaptığı bu katkı ile, bu gizemci dönüşüm öğretisinin zihinlerde açtığı pencereler ve yöntemler Batı psikoloji modelinin entelektüel gücü ile başarılı bir şekilde birleştirilmiş oluyordu.
Günümüzde Enneagram, başta Don Riso, Russ Hudson, Helen Palmer Patrick O’Leary, Richard Rohr and Elizabeth Wagele olmak üzere, diğer pek çok Enneagram araştırmacısı ve eğitmeni tarafından devamlı geliştirilmektedir. Ichazo ve Naranjo ile başlamak ve daha sonra yukarıda ismi geçen kişilerce devam ettirilmek suretiyle binlerce kişi, Enneagram’ ın geçerliliğinin test edilmesi ve tipolojilerinin doğrulanması amacı ile mülakat ve testlerden geçirilmiştir. Halen de Enneagram üzerinde çok ciddi bilimsel araştırmalar yapılmaktadır.

Enneagram’ın tarihsel kökenleri hakkında farklı görüşler olsa da, onu Batı’ya taşıyan kişinin 1877-1949 yılları arasında yaşamış Kars doğumlu George Ivanovich Gurdjieff olduğu konusunda fikir birliği vardır. Gurdjieff’ten önce batıda Enneagram diye bir şey bilinmemekte idi. Anne tarafı Yunan, baba tarafı Ermeni olan ve hayatına dair birçok bilginin bilinmediği Gurdjieff’ in ortodoks bir Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı olduğu söylenmektedir.
Gurdjieff, küçüklüğünden itibaren hayatını insan hakikatini ve gerçekliğini öğrenmeye adamıştır. Bu nedenle, hayatının büyük bir bölümünü, özellikle de kendini geliştirme ve hayatın anlamını öğrenme adına Orta Asya’da, Buhara ve Taşkent’te geçirmiştir. “Önemli İnsanlarla Karşılaşmalar” kitabında Orta Asya’da geçirdiği 20-25 yıl boyunca tasavvufun büyükleri ile tanıştığını belirtmiş olan Gurdjieff, kitaplarında otantik Enneagram öğretisine dair bilgileri, Babil’de var olduğu iddia edilen gizli bir tarikat olan Saourmoni Tarikatı’ndan öğrendiğini anlatır.
Daha sonra talebeleri ile birlikte İstanbul’a gelen Gurdjieff burada “Ruhun Harmonik Gelişimi” isimli bir enstitü kurmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun bu son döneminde karışık siyasal gelişmeler  yaşanıyor olması nedeni ile İstanbul’da kalamayacağını anlayarak Fransa’ya yerleşmiş ve çalışmalarına burada devam etmiştir. Gurdjieff ile 1921 yılında İstanbul’ da tanışan ve kendisinin çalışmalarına katılmış olan İngiliz bilim adamı, matematikçi ve yazar John G. Bennet’e göre ise Enneagram’ın kökenleri 4500 yıl öncesine, Gılgamış destanının derlendiği zamanlara kadar uzanır.
Gurdjieff’ in çalışmaları esas olarak Enneagram şemasından yola çıkarak, kişinin dönüşümünü gerçekleştirmesi, yani benliğinin etkisinden kurtularak, daha üst bir bilinç düzeyine ulaşabilmesi amacına odaklanmıştı. Gurdjieff, verdiği içsel yaşam eğitimlerinde öğrencilerinin eğilimlerini tanımlamak için sözlü bir Sufi öğretisi olduğuna inandığı Enneagram’ dan dolayı olarak söz etmiştir. Ancak hem Enneagram figürü, hem de Gurdjieff’ in bu öğretisi ilk olarak öğrencisi P.D. Ouspensky tarafından basılan, 1947 tarihli “Mucizeler Peşinde Bir Arayış- Bilinmeyen bir Öğretinin Parçaları” adlı kitapta yazılı olarak sunulmuştur. Ancak Gurdjieff’ in öğretisi, Enneagram’ ın bugünkü kullanımından farklı olarak kişilik tiplerinin kategorize edilmesi değil, tinsel ve zihinsel dönüşümü üzerine odaklı idi.